A .K .Z KURALI

                    Çocuksu dünyanın kayıp günleri vardır. Zamanın aldırmazlığı içinde yaşanan. Ancak çağı geçtikten sonra kıymeti anlaşılır. Çoğu zaman ise yönlendirmeler sonunda yaşanır ve aslında bilinmezlik içinde genellikle kaybolup gider. Bir daha dönmemek üzere. Bir bakıma muhasebesi yapıldığında genellikle gam estirir

                 Ah ile vah arasına sıkışmış ise ömür. İşte böyle bir gamlanma yaşamamak için önceliği zaman süreci içinde yaşamdaki davranışların toplumsal dinamiklere vermeli ve o ahengi tutturarak yaşamalı ki önemi gönüllerde teselli rüzgârı olarak kalsın. Aksi durumda gün bu gün anlayışının rüzgârında gidilirse dövülen dizlerin nasırında geçilecek gamların bir yararı olmayacağı ve yaşama biraz daha yük bindirmesinin de kaçınılmaz olacağı bilinmelidir. Öyleyse yaşamı kendi bölümleri içinde toplumsal armoninin gereklerini yerine getirerek yaşamalı. O halde bu nasıl olacaktır

               Keskin bir cevap henüz bende yok, ancak, meselenin özü görme yetisinin kendi değerine kavuşmuş olmasındadır. Kalp gözü ile iletişimde, beyinde sağlıklı döngü sağlanıyorsa problem ortadan kalkacaktır. Demek ki bu zinciri kıran öğeleri ortadan kaldırdığımızda mesele halloluyor.  Zinciri bozan nedenler nelerdir?

               Toplumsal olgulara ters düşen dinamikleri temelden zedeleyen ama aynı zamanda bakış açısının karmaşıklığından doğan alkol kumar ve zina. Bu üç kelimenin olgu olarak değerlendirilmesi. İnsanların bakışı, buna bağlı olarak yaşama ortak kılıp yaşamın bir parçası haline getirmesi halkayı bozacaktır. Tek tek yâda üçlü olması, Bunlar aklın esenlik yolu üzerinde birer barikattırlar.

               Bunların genel durum içerisinde birer memnuniyetsizlik duvarı olduğunu kabullenmek,.kaldırma istek ve arzusu öncelikle kişinin kendinden başlayan olumluluk anlayışı….Bu yönelim yada yönlendirme toplumu çoğunluğunun üstlenmesi gereken görevdir

               Bu memnuniyetsizlik duygusunun varlığını sorguladığımızda ise bizi bulunulan ortamdan başlayarak geriye doğru yürütecektir. Bu yolculukta ise genel itibariyle karşımıza şöyle bir sıralama çıkarmaktadır.

                Sağlıklı olmayan bir gelişim süreci, aile ve çevre ile başlayan, sürekli genişleyen bu yetişme ortamı içinde bizim algılama unsurlarımız, gelecek adına biriktirdiklerimiz olmakta, Buna sebep ise sorumluluk duygusunun görecelilik kazanması, bu denli gevşemiş bir ruh halinin getirdiği davranışlar..İşte suçluyu bulduk. Ortadan kaldırırsak mesele çözülecektir.

              Toplum bireysel suçluluk olgularını lanetlerken karşısında hep var olan durum aynasına bakmalı ona göre mizan terazisinden geçmeli böyle bir süreci yakalayamamak ise bugün ve daha nice günler var olacak olan ve ayniyle yaşanan çıkar oyunlarının bizim gibi seyircileri hep var olacak ve azalmayıp artacaktır.

Yazının Devamı Daha Sonra gelecek

Yazan: Cemal TUZCU

Yayınlayan: Cemal Tuzcu

Anamın tam tabiriyle Karadeniz’in kendine münhasır dere kenarına kurulmuş, yılın üçte ikisini güneş ve yağmur ile tamamlayan, meçhule namzet köyünde, mısırlar ekilmiş, kar yağıyorken ve yaylaya gidildiği günlerin ayında, gamsızlık diyarının yiğit yürekli pak endamlı ebemin yardımı ve ilahi kudretin izni ile, yapım tarihini babamın bile bilmediği iki odalı evin uzun holünün doğu sonunda dünyaya gelmişim. İlkokulu bedeni ve akli tezahürümün teşekkül ettiği köyümün yamacını tırmanarak, ortaokulu ve liseyi adını mısırdan alan ağadarı bükünde okudum. 1984 yılı itibariyle Güzel ülkemin dünyanın gözünü kamaştıran ehiller diyarı şehri İstanbul’a gittim. Birçok değişik işlerde çalıştım. Daha sonra sağlık bakanlığının açtığı bir imtihana müteakip okula başladım Bitirdiğim yıl Giresun’a atandım . Bir süre çalıştıktan sonra yine girdiğim bir sınava müteakip okula başladım. Bitirdiğim yıl Giresun’a atandım. Halen devam etmekteyim.